TÜRK-İŞ Konfederasyonu tarafından her ay düzenli olarak açıklanan açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasının Ocak 2026 sonuçları, Türkiye’de geçim koşullarının giderek zorlaştığını bir kez daha ortaya koydu. Açıklanan veriler, özellikle asgari ücret ile yaşam maliyeti arasındaki farkın derinleştiğini gösteriyor.
Açlık Sınırı 31,2 Bin TL’ye Yükseldi
Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) Ocak 2026 itibarıyla 31.224 TL (31,2 bin TL) olarak hesaplandı.
Bu rakam, yalnızca temel gıda ihtiyaçlarını kapsarken, ailelerin diğer zorunlu harcamalarını içermiyor.
Yoksulluk Sınırı 101,7 Bin TL Oldu
Gıda harcamasına ek olarak; giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçların da dahil edilmesiyle oluşan yoksulluk sınırı ise 101.706 TL (101,7 bin TL) olarak belirlendi.
Bu veri, dört kişilik bir ailenin insana yakışır bir yaşam sürdürebilmesi için haneye girmesi gereken toplam geliri ortaya koyuyor.
Bekâr Çalışanın Yaşama Maliyeti 40,5 Bin TL
Araştırmaya göre, bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti de önemli ölçüde artarak 40.541 TL (40,5 bin TL) seviyesine yükseldi.
Bu tutar, tek bir çalışanın dahi temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını gösteriyor.
Mutfak Enflasyonu Verileri (Ocak 2026)
TÜRK-İŞ verilerine göre mutfak enflasyonundaki değişim şu şekilde gerçekleşti:
- Aylık artış: %3,58
- Son 12 aylık artış: %41,08
- Yıllık ortalama artış: %39,79
Bu oranlar, özellikle gıda fiyatlarındaki yükselişin hane bütçesi üzerindeki baskısını açıkça ortaya koyuyor.
Asgari Ücret ile Geçim Arasındaki Açık Büyüyor
Açıklanan veriler, asgari ücret ile yaşam maliyeti arasındaki farkın giderek açıldığını gösteriyor. Artan yaşam maliyetleri karşısında ücretlerin yetersiz kalması, çalışanların alım gücünü düşürüyor ve temel ihtiyaçlara erişimi zorlaştırıyor.
Asgari ücret, sosyal devlet anlayışı çerçevesinde ve Anayasa’da güvence altına alınan insan onuruna uygun bir yaşam hakkı esas alınarak değerlendirilmelidir. Bu ücret, yalnızca barınma, ulaşım, sağlık ve eğitim gibi zorunlu ihtiyaçları değil, kültürel ve sosyal gereksinimleri de karşılayabilecek bir düzeyde olmalıdır. Ancak artan yaşam maliyetleri karşısında ücretlerin yetersiz kalması, çalışanların alım gücünü azaltmakta; temel ve zorunlu harcamalara erişimi her geçen gün daha da güçleştirerek geçim koşullarının zorlaştırmaktadır.